12 Kas 2010 tarihinde gönderildi

Moskova’daki ilk McDonalds kuyruğu’nun hatırlattıkları

Büyütmek için tıklayabilirsiniz

Türkiye’de hala muhtelif diktatörlükler yoluyla, asker yardımıyla, halka rağmen halkı kurtarmaya çalışan insanların yaşaması çok mizahi geliyor bana. Düşmanlık da edemiyorum buna, naifler çünkü.

Arnavutluk’ta 3 tane 90 yaşında adamla muhabbet etmiştik. Bildiğimiz kelimelerin kesişim kümesi sıfıra yakın olduğu için zor bir muhabbet oldu. Bize inanılmaz bir sıcaklıkla izzeti ikramda bulunuyorlardı. Çok sempatiklerdi.

Biz, bir ateist bir müslüman; tuhaf bir ikiliydik. Hasan abi, hem cemaati hem camiyi merak ettiğinden namaz kılmak istedi. Caminin hemen üzerinde idi oturduğumuz yer. 3 adet 90’lık dede 1 adet cami kapısını gösterememişlerdi. Ehlikeyif, muhabbetperver, iyi kalpli insanlardı.

Bir tanesi çok karizmatikti. Karizmatik olduğunu ona da söylemeye teşebbüs ettim. Hiçbirşey anlamadı ve ısrarla anlamak istedi. Ağzımdan kaçıverdi, Enver Hoca gibi deyiverdim. Adamın bir anda kan beynine fırladı. Oracıkta ölecek zannettim. İletişimi boşverip Enver Hoca ile ilgili kendi dilinde avaz avaz bağırmaya başladı. Pek nazik cümleler kurmadığı belliydi. Ben de Enver Hoca’dan tiksindiğimi söylemeye çalışıp, konuyu kapatmaya debelendim.

Bütün bir Arnavutluk böyleydi. 1 aya yakın zaman boyunca, Enver Hoca adını duyan, gerginlik yaymadan bırakmıyordu. Hele yaşlı birisiyse, eyvah eyvah. Sonra, Tanıl üzerinden Tan anlattı, Arnavutluk’ta Enver Hoca, lütfedip aile başına bir inek edinmeyi serbest bırakmış. Bir de bakmışlar bütün inekler kör. Avrupanın her yerinden veterinerler filan incelemişler epey bir zaman. Sonunda şu ortaya çıkmış: İnek edinmek yasakken, evlerin bodrumunda beslenirmiş bunlar. Birkaç kuşaktır hiç ışık görmemiş zavallı inekler, körleşmişler. Yerin üzerine çıkarılınca da kör kalmışlar doğal olarak.

Velhasıl, memlekette Arnavutluk anılarımı anlatırken, ve insanlar ilgiyle dinlerken, baktım bir tanesi kaşınıyor. EMEP’li misin sen dedim, evet dedi. Yuh dedim, hala Enver Hocacı mısınız siz? Yok canım dedi. Ve 2 saat kadar bana Enver Hoca’nın nimetlerini anlattı. Ben ona bakanlar kurulunda bakan vuran, ülkenin 4 bir yerine, 3 Arnavutluk sığacak kadar sığınak yapan bir paranoyaktan bahsettiğimizi anlatamadım. Bütün Arnavutluğun tiksindiği bir lideri örnek almanın neden üstüne vazife olduğunu da o bana anlatamadı.

Bu kadar kelamı, konuyu Moskova’ya getirmek için ettim. Değişik olsun diye örnekleri Arnavutluk’tan verdim. Ama bunların daha saçmalarını, daha acımasızlarını; binler onbinlercesini Sovyetler hakkında da anlatabilirim elbette.

Geçen kış Moskova’da da -oradaki arkadaşlarım sağolsun- anarşist ve ünlü bir performans sanatçısının evinde kalmak kısmet oldu. Şahane bir ev sahibimiz vardı. Evinin girişinde, ayak bağlamak için dayanacak şey vaktinde kullanımda olan bir Lenin büstüydü. Ve helası Lenin kafalıydı.  Aşağıdaki linkten videosunu indirip seyredebilirsiniz. Ben çektim ben yükledim. Yan filan duruyor olabilir, video olayında pek Copolla sayılmam : )

Lenin kafalı klozet

Velhasıl, bütün Moskova Lenin’den, bütün Arnavutluk Enver Hoca’dan tiksinirken, yurdumda bunları lider olarak konumlayan insanların, hayat akıp giderken arkaik bilgilerini nihai bilgi sanmaları ne çok fena. Şu sıralar bir de hakaretamiz takılıyorlar ki, pek üzülüyorum.

Aşağıdaki videoya geçmeden bir şey daha anlatmam lazım. Bu milliyetçi/sosyalist başka bir deyişle nasyonal sosyalist partilerden birisinin en başlarda bir yöneticisi, McDonalds karşıtı kampanya sırasında Mecidiyeköy’de McDonalds taklitçisi, adı MacDolan filan gibi birşey olan bir fast food dükkanı işletiyordu.

20 yıldır et / tavuk yemem. Yerken de McDonalds’tan hazzetmezdim. Yeni Delhi’de büyük oranda vejetaryen McDonalds var, meraktan gittim. Ondan da hazzetmedim. Ama benden de hayatım boyunca gizlenseydi, aşağıdaki kuyruğa girerdim belki.

Aşağıdaki video, her kim hangi niyetle yaparsa yapsın bütün diktatörlüklerin sonunun böyle mizahi olacağını anlatıyor kanaatimce:

Youtube filan yasaklanırsa da şuradan indirebilirsiniz:

Moskova’daki ilk McDonalds. Sene 1990

Yorumlar

  1. Sat Anlage dedi ki:

    Yazar cok tesekkurler…

    Selamlar Kubra

  2. Mehmet Ulutas dedi ki:

    Nerden takildin, nasil takildin bilmiyorum, ama takildin iste agima. Sen taaaa oralardan ben taaa buralardan buldum seni iste birsekilde. Zevkle okudum yazdiklarini. En son noktasina kadar. Neler gelmediki aklima… Eski ankara günleri, metinin komik sözleri, o hep gülen yüzü, uzun kapkara saclari… Haa bir de o keskin bakislari. Baba oluyorsun ha? Belkide oldun bile. Öp benim yerime Faysali. Sayfani not ettim favorilerimin arasina.
    Bana Faysal’dan anlat.

    memet