11 Kas 2010 tarihinde gönderildi

Meğer ne zor işmiş çocuğa isim vermek!

Kendileri isim düşünürkenki halimi temsil etsin diye konmuştur.

Üzerine tıklayın, büyüğü pek güzel

Tuttuğuma isim veririm küçüklüğümden beri. Bir şeyin adının olması onu saygınlaştırır. Bir kalem, adı “Aslanım” olana kadar sadece bir kalemdir. Sonra “Aslanım” haline gelir.

Allah için bir şeye bir isim verdim mi yerleşir de. Acayip durumlarda bile işlediği oldu. Misal, yıllar önce bir kadına Mahmut demiştim, 10 yıl sonra karşılaştığımızda hala Mahmut diyorlardı. Bir keresinde sokakta bulup sahiplendirdiğim bir köpeğe Basri demiştim. Dişiydi köpek. Afili bir kurt köpeğiydi. Köpek büyüdü ve asla başka isim kabul etmedi. Ne Dasti’ler, Lassi’ler denediler üzerinde, olmadı. Muhtelif insanların muhtelif uzuvlarına taktığım isimlerin de uzun yaşamışlığı vardır.

28 günlük şan ve şerefle dolu askerlik tarihimde Elizabeth, Amalgam dolgu, İngiliz, arkadaşlarıma taktığım isimlerdendi. Öylece kullanıldı hepsi.

Kendim de 20 kadar müstear isimle yazdım bugüne kadar. Hepsini pek sevdim.

Hep başarılı olmadık tabii. Yavrumuz, bi tanemiz Müzük dergisinin adı çok paçozdu misal. Bir çok büyüğümüzden fırça yemiştik. Ama en serti Murathan Mungan’dan gelmişti. Mektup yazmakla kalmadı, bir de telefon edip bastı fırçayı. Halt ettik, başka isim bulamadık. İlk dergimiz, (Kemal Can’ın taktığı) Çalıntı adı ne kadar güzel idi oysa.

Keza Ideefixe.com.. yazması zor, okuması zor, hele telefonda okuması, neredeyse imkansız. İnternet için akıl alır saçmalıkta bir isim değil. Ama koymuştuk işte. Sene 1996, bizler taze webci, öbür alternatif de Dogma.com idi. Ideefixe, hiç değilse Asteriks’in köpeğinin adıdır diye düşünmüştüm. Bizden sonra Idefix diye bir parça kısalttılar. Ama bu sefer de öncekinin bütün hatalarına rağmen var olan karizması gitti kanaatime göre.

Diğer konmasına vesile olduğum site isimleri enfesti. Siberalem.com, (Özlem Yumuşak’ın bulduğu) Azbuz.com, (Oya Öneş’in bulduğu) Gayet.net, Hassas Dengeler… Projelendirip kullanamadığım Buyrun.fm, Ufak.at (şimdiki Zaytung’a benzer birşey yapacaktık) yitti gitti.

Velhasıl, bu sefer daha zor bir işimiz var: 1,5 ay sonra doğacak çocuğumuza isim koymamız gerekiyor. Üstelik çocuk muhtemelen biz öldükten sonra da aynı ismi taşımaya devam edecek : )

İşin en gıcık kısmı da halde süren gıyabındaki bu tartışmalardan zerre kadar haberi yok. Plasenta içinde tepinmekle meşgul şu sıra. En fazla sırıtıyor arada.

Kriterler kabaca şu: Tiksindiğimiz birisini çağrıştırmasın, kolay okunsun, aşırı yaratıcı olmasın, milliyetçi / ayrımcı çağrışımı olmasın, anlamı kötü olmasın, kullanımda olan az biraz yaygın bir isim olsun, ama öyle folofoş olmuş bir isim de olmasın, hatta web kurallarına uysun : )…

Fakat fark ettim ki, baba olmak bu konuda pek muktedir yapmıyor insanı. Elimden gelse, Feridun, Ferit, Fikret gibi F’li isimler koyarım. Benim ve çocuğun üzerindeki olası mahalle baskısından tırsıyorum.

Keza başından bu yana Hrant koyasım var. “Ermeni bile değilken” Hrant koymak olacak iş değil. Çocuk hayatı boyunca neden Ermeni olmamasına rağmen Hrant adını taşıdığını anlatacak. Alnına dövme yapmak gibi birşey. Hrant’ın kendisi bile örgütteyken Fırat adını kullanmış aynı sebeplerle. Yahu Fırat mı koysam yoksa : )) Hem enfes karikatür serisi de var.

Mahir, Deniz, Ulaş filan olmaz. Çok klişe oldu.

Timur koyasım var, demir demek. Bilmiyorum ama. Hani bi dizi vardı ya Tekin Akmansoy’lu onda vardı bir “Timuuur”. Onu hatırlıyorum bazan, geriliyorum.

Gökçe benden bir parça daha rahat. Hatta bir mini liste de yaptı. “Olabilirler listesi”. Ama o da bir tanesini seçip fırlamadı ortaya; “Aha bunu istiyorum muhakkak” diye.

Ha, birkaç karar da verdik arada. Lazca isim koyabiliriz. En azından bir tanesini. Eh, Lazca bilmesem de Laz’ım neticede. Lazca isimler de enfes. Şina, Arte, Bedi, Cino.. birini seçer koyarız belki (hala Trabzon’lu İdris’i Temel’i laz ismi zanneden kaldı mı?)

Kız olsaydı hazırdı adı: Loya. Lazca. Enfes bir isim bence. Kız olsaydı olasılık çoktu zaten. Kız isimleri daha güzeller. Zeynep, Özlem, Nesrin, Nilüfer; enfes isimler bence.

Şimdilik bir lakabı var zaten: Faysal. Hikayesi şu, ben Şubat’ta Meksika’dayken, Gökçe ile yaptığımız günlük uzun ve romantik Skype konuşmalarında ben “Faysal da yaparız biz artık bir tane” deyip duruyordum. O zaman şaka idi. Döner dönmez yaptık ama : )

Muhtemelen Halep’teyken yaptık çocuğu. Kaldığımız otelin adı da tamamen rastlantısal olarak Hotel Faysal idi. Ne acayip rastlantı.

Şimdilik düşüncemiz şu: Doğsun hele. Nasılsa her durumda bir yandan da Faysal denecek.

Kimbilir, belki de elime alıp “Hımm. Bu çocuk tam bir Abuzer” filan derim.

Bir de ne işinize yarayacağını bilmediğim ek bilgi: Çocuk doğunca 1 ay içinde nüfusa yazdırmanız gerekiyor. Ama 62 lira ceza öderseniz dilediğiniz zaman yazdırabiliyorsunuz.

Yorumlar

  1. admin dedi ki:

    Süreyya Tamer Kozaklı aktardı demin: maside’nın hikayesini bilmeyenler için anlatıyorum… maside diye bir kız varmış (gerçek) bir arkadaşı demiş ki senin adın mesude olmalı herhalde nüfüs memuru yanlış yazmış… kız çok alınmış çünkü adı mahir, sinan, deniz’in kısaltmasıymış… (kaynak alev)