11 Oca 2016 tarihinde gönderildi

GÜZEL ABİMİZ DAVİD BOWİE’DEN YENİ ALBÜM

Aşağıdaki yazı bu ayki (Ocak 2016) Milliyet Sanat Dergisi’nde yayınlandı. Rastlantı işte. Dergiye başlıksız gönderdiğim ve henüz dergiyi satın almadığım için dergideki başlığı bilmiyorum, bunu uydurdum.

David Bowie, yaratıcılıkla haşır neşir bir ölümlünün edinebileceği bütün güzelliklere kavuşmuş bir muhterem. Öyle çok fazla alana yayılmamış. Ama el attığı neredeyse herşeyi pek güzel yaptığı kesin. 5000 parçanın üzerinde plastik sanat eseri üretmişliği var örneğin. Üstelik öyle Kenan Evren resimleri değil. Aralarında hakikaten dahiyane eserler var. Keza Labirent’ten Dünyaya Düşen Adam’a onlarca filmde harikulade bir oyunculuğu var.

Buluşçuluğu da su götürmez. Glam rock ve punk rock’a katkılarını Johnny Rotten bile takdir eder. Bowie de pek çokları gibi zamana göre yapar müziğini. Ama bir tık erken yapar. Saksofon başta olmak üzere enstrümantalistliğinin göze batan bir orijinalliği yok ama en güzel albümlerinden Diamond Dogs’da neredeyse bütün enstrümanları mükemmelen çalmıştır.

1947’de İngiltere, Londra, Brixton’da David Robert Jones olarak garson bir anne ve özel şirkette memur bir babadan doğmuştur.

Çocukluğunda Charles Mingus ve John Coltrane’i tanımasıyla birlikte caz meftunu olur. 1961’de 14 yaşındayken caz aşkı sayesinde edindiği ilk enstrümanı annesinin hediye aldığı bir plastik alto saksofondur. Gözleri de tam o yıllarda Van kedisi gözleri haline gelir. George Underwood kız meselesi yüzünden çıkan bir kavgada Bowie’nin sol gözüne bir yumruk yerleştirir. Önce o gözü kör kalacak diye çok korkulur. Ama operasyonlar ve 4 aylık bir hastane macerasından sonra sonradan alameti farikası haline gelecek göz bebeği gördüğünüz gibi kocaman kalır. Bu arada Underwood’u da can düşmanı sanmayın. İlk albümlerinin kapağını da yapan en yakın arkadaşlarından birisidir.

Plastik saksofondan bir sene sonra gerçek saksofonuna kavuşur. İlk grubu Konrads’ı da aynı sene kurar. Düğünlerde kermeslerde çalan bir rock’n’roll grubudur Konrads. Ve artık Bowie bir rock yıldızı olmaya karar vermiştir. Tabii kararını hayata geçirmesi karar vermesi kadar kolay olmaz. Muhtelif gruplar kurup bozup bir de menajer edindikten sonra Davie Jones and The King Bees grubuyla beraber ilk 45’liğini yapar: Lisa Jane. Bu gayet eğlenceli rock’n’roll şarkısıyla minik bir başarı da sağlar.

Monkees’den Davy Jones ile karıştırılmamak için soyadını Bowie bıçaklarından esinlenerek Bowie yapar. Bir yandan blues’le haşır neşir olurken bir yandan da harıl harıl çalışır ve bir de albüm yapar. Namı bir miktar yürümüştür ama bir türlü umduğu liste başarısı gelmez.

İmdadına Apollo 11 yetişir. 1969’da aya inen Apollo 11’e denk gelen hazin şarkısı Space Oddity ile birlikte popüler müzik dünyası için bir daha kapanmamak üzere David Bowie devri başlar. Binbaşı Tom uzayda kaybolurken David Bowie biz dünyalıların hayatına yerleşir.

Seks ikonu

eve döndüğünde babaannen namaza dururken
neyi değiştirir David Bowie posteriyle çiftleşmen
Murathan Mungan

Bowie pek çok şeydir. Ve bilerek de kafa karıştırıcı konuşur. Benim şahsen en anlamadığım o soluk beniziyle bir seks ikonu olabilmesidir.

Bowie’nin seks hayatı hep merak konusu olmuştur. Mick Jagger’la seviştiler mi bilmiyorum. Ama 1972’de Melody Maker’a, 1976’da da Playboy’a biseksüelliğini açıklamasıyla birlikte eşcinsel hareket içinde önemli bir figür haline geldi. Melody Maker’ın “Neden kadın giysileri giyiyorsunuz?” sorusuna “Şunu iyi anlamalısın şekerim bunlar kadın giysisi değil. Bunlar erkek giysisi.” demesi de meşhurdur.

İçindeki İbrahim Tatlıses

David Bowie’nin bir girişimci ruhu var ki kendisi ne kadar memnun hiç bilemiyorum. Epey akıllı çıkışlar yapsa, yaratıcılıklarda bulunsa da nihai olarak işleri “iyi gitse de” hep umduğu gibi götürdüğünü söyleyemeyiz.

Küçük yaşlardan itibaren içindeki İbrahim Tatlıses’le muhabbeti bırakmamış, hep bir tüccar beslemiş içinde. İlk işi ünlü olmak için yaptığı atraksiyonlar. 7 yıl boyunca ağzında kuş tutmadığı kalmış ünlü olmak için, olmamış. Fakat sonunda çalışmadığı yerden gelmes namı. 1969’da insanlık aya çıkmış ve Bowie Space Oddity şarkısıyla sebeplenmiş bu durumdan.

Daha 1990’larda İnternet’in hikmetlerinden söz eden, onu güzel kullanan, hatta bir teknoloji şirketi ve bir İnternet Servis Sağlayıcı kuran Bowie, vaktinin en afili web sitelerinden birisini yapmıştı. Fakat bu erken görüsüne rağmen bugün İnternet’i çok da efektif kullanıyor sayılmaz. Sıkıcı Twitter hesabını 666 bin kişi takip ediyor. Bir Hayko Cepkin’in yarısı bile değil. Ancak bir Mor ve Ötesi.

En acayibi 2000’de gayet innovatif fikirler eşliğinde de olsa bir banka kurmuştu. Olmadı tabii. Bir David Bowie niye banka kurar ki?

Karakter mühendisi

Müziğinde oyun seven Bowie sıklıkla konsept albüm yapmış, taa George Orwell’a kadar selam çakmıştır. Ziggy Stardust, Thin White Duke, Aladdin Sane gibi 10 kadar başarılı karakter yaratmıştır. Yarattığı karakterler gezgindir de. Meşhur olmasını sağlayan Binbaşı Tom, Space Oddity dışında iki şarkıda daha görünür. Hatta Ashes to Ashes’ta bir eroin bağımlısı olduğunu öğreniriz.

Adolf Hitler’den Che’ye, Kennedy’den Troçki’ye, Nabakov’dan Churcill’e, çağdaşı müzisyenlere 100 kadar meşhurun adı geçer şarkılarında.

Adolf Hitler rock star mıydı?
Kendisi New York’ta yaşar ama bir çok yere İngilterenin artık faşist bir lidere hazır olduğunu ve bundan güzel faydalanacağını, gerçek milliyetçiliğin faşizm olduğunu söylemişliği vardır. Ki bu son kısmında ben de onunla aynı fikirdeyim. The Thin White Duke’ün aryan bir süpermen olması da boşuna değildir. “Çok da ateist sayılmam” diyecek kadar dindar, Budizmle haşır neşir olacak kadar insancıl bu kardeşimiz Adolf Hitler’i dünyanın ilk rock starlarından birisi ilan etmiştir. Bowie neyse ki büyük olasılıkla ilgi çekmek için söyledikleri bütün bunları sonradan “kafam çok güzeldi” diyerek reddetmiştir…

Yeni albüm 8 Ocak’ta
1967’den itibaren düzenli olarak stüdyo albümü yapan Bowie, 2003’te 10 yıllık bir mola vermişti. 2013’te doğumgününde çıkardığı The Next Day çıkar çıkmaz listelerin tepesine yerleşmişti.

Şimdi de anarşistlere yaraşır bir siyah yıldızla geliyor. Blackstar, Bowie’nin yirmibeşinci stüdyo albümü olacak. Ve o da bir önceki gibi doğumgününde, 8 Ocak’ta, 69 yaşını doldurduğu gün yayınlanacak. Albümde yedi şarkı var. Albümle aynı isimdeki şarkı 20 Kasım’da single olarak yayınlandı bile. Keza albümdeki bir diğer şarkı Lazarus da 17 Aralık’ta web’de yayınlandı. Her iki şarkıyı da ben çok beğendim. Bütün akranları gibi eski günlerdeki performansını beklememek lazım tabii. Her durumda Bowie’dir bu, muhakkak bir yolunu bulup arşivlerimize girecektir.

david